Bugun...
Reklam
Reklam
VAR MISINIZ YEŞİLÇAM SOKAĞINDA GEZİNMEYE


Sibel Unur Özdemir GÖNÜLLER SOHBETTE
sozdemir650@gmail.com.
 
 

VAR MISINIZ YEŞİLÇAM SOKAĞINDA GEZİNMEYE

 

Canım sıkılıyor dostlar. Ne yapsam acaba? Nerelere gitsem, kimleri görsem. İki çift kelam etsem. Açılsam konuştukça… Hava da sıcak kim çıkacak şimdi dışarıya. Televizyon seyretmeli en iyisi. Şöyle uzanıp da koltuğuma iki seksen bir doksan, alıp da kumandayı elime zaplamalı kanalları. Gezinmeli o sokaklarda tek tek.
 

Aaaa… Yeşilçam Sokağı değil mi burası! Evet… Evet Yeşilçam’dayım.

Şu beyaz atın üzerindeki Malkoçoğlu değil mi namı diyar Cüneyt Arkın.

Beyaz camın yakışıklı çocuğu Göksel Arsoy’da burada.

Küçük hanımefendi Belgin Doruk.

Güzel gözlü Fatma Girik.

Mahcup kız, sultanımız Türkan Şoray.

Sarı saçlı dilber Hale Soygazi.

Susuz Yaz’ın kraliçesi Hülya Koçyiğit.

Kötü adam Erol Taş.

Can komiser pala bıyıklı Hulusi Kentmen.

İnsan dostu Nubar Terziyan,

Gülüşü göklere değen, sahneyi dolduran bir Adile Naşit,

Mahmutların en keli, öğrencilerin en korkulusu, bir o kadar da çok sevilen bir hoca Münir Özkul,

Elinde kepçe bir afacanın peşinden koşuyorsa eğer Cevat Kurtuluş,

En yakın arkadaşıysa esas kızın Suna Pekuysal,

Selvi boylum al yazmalımsa Kadir İnanır,

En yakışıklılarındansa Yeşilçam’ın Kartal Tibet,

Kötü adamlardan biri de Önder Soner,

Mağrur çocuk Engin Çağlar,

Kâh iyi, kâh kötü gibi görünse de gözümüze Hüseyin Peyda,

Seksiyse olabildiğince Ahu Tuğba,

Fakir ama gururlu kızsa Oya Aydoğan,

Pek çok güzelin canını yakıyorsa Ayhan Işık,

Devleşiyorsa perdede Fikret Hakan,

En kötü kayınvalide olsa da Aliye Rona,

En tombiğimiz de olsa Neriman Köksal,

Yere bakıp da yürekler yakıyorsa Damat Ferit şey pardon Tarık Akan,

İlk sarışın masum, güzel kızımız Filiz Akın,

Çöpçüler Kralımız, İnek Şabanımız, Kemal Sunalımız.

Kötülerin kötüsü bir adam daha, hani gazozlarla bozan kafayı bir Nuri Alço,

Hülyalı bakışlı bir yakışıklı daha, işte Ediz Hun,

Kahverengi saçlarına hayran olduğum Gülşen Bubikoğlu,

Badi Ekremimiz, Ali Haydar Ustamız, eşkiyamız Şener Şen,

Turist Ömerimiz, Banazlı İsmailimiz, bıçkın delikanlı Sadri Alışık,

Ve güzeller güzeli eşi Çolpan İlhan,

İyilerin iyisi bir adam, bir baba Kadir Savun,

Fahriye Ablamız, Bihterimiz Müjde Ar,

En tombik erkek, çok seviml,i çok Necdet Tosun,

Güdük Nemcimiz, gönlü büyük usta Halit Akçatepe,

Yeşşe, Kelaj, Adana’lı Tayfurumuz Öztürk Serengil,

Bir komik adam İlyas Salman,

Tecavüzcülerin en başarılısı Coşkun,

Ah dizlerim, ayaklarım… Gez gez bitmedi Yeşilçam Sokağı. Ne çok tanıdık varmış meğer.

Kıvrılıyorum köşeden…

Perihan Savaş, Orhan Günşiray, Selim Naşit, Erol Günaydın, Saadettin Erbil, Kuzey Vargın, Süleyman Turan, Ömercik, Ayşecik…

İsmini satırlara sığdıramadığım büyük üstatlar, gönlümüzün taçsız kralları, kraliçeleri…

Yapımcılar, yönetmenler, figuranlar, senaristler, film müziklerini yapan büyük üstadlar…

Kimler geldi kimler geçti bu sokaktan. Kimileri siyah beyaz, kimileri renkliydi. Onlar yol gösterirken peşlerine düşmedik mi her seferinde seve seve. Elimizi yanağımıza dayayıp da hayaller kurmadık mı, yerinde olmak istemedik mi onların. Ayçekirdeği külahı elimizde bulmadık mı kendimizi bir açık hava sinemalarında. Saçımızı onlar gibi kestirip, Türkan Şoray kirpiği örmedik mi hırkalarımızı.

Yeşilçam filmleri ile büyüdük bizler. Kaç kez seyretmiş olursak olalım rastladığımızda kalmadık mı o kanalda. Yüz bilmem kaçıncı kez aynı repliği dinlemedik mi, sıradaki cümlenin ne olacağını bile bile. Hala da keyifle seyretmiyor muyuz. Durup düşündünüz mü hiç, niye.

Sevgiyi gördük o karelerde, ölümüne aşkları, feda edilen hayatları, dostluğu, onuru, onuru için yaşayanları, paylaşmayı, mutluluğu, fakir ama gururlu insanları, paranın her kapıyı açamadığını, dokunmadan da karşındaki insana aşkın doyasıya yaşanabileceğini, aşkların aşk olduğu o zamanlarda, hani günübirlik yaşanmadığı o günlerde bir ömür boyu sevdiğini beklemeyi.

Karşılıksız emeği… Yapılan işin sevildiğini… Dar bütçe ile içine sevgi katılarak çekilen filmleri… Filme başkalık katan o eşsiz melodileri…

Yüreğimizin ta derinliklerine yerleşen büyük tutku boşuna değil. Maddi olamasa da manevi yönden karşılığı öyle çok ki gönüllerimizde. Altın harflerle yazıldı isimleriniz gönül tahtamıza birer birer.

Ah Yeşilçam ah aldın beni nerelere götürdün. Kalmadı ben de can sıkıntısından eser.

…………………………..

*Kaybettiğimiz değerlerimize Tanrı’dan rahmet, hayatta olan değerlerimize uzun ve sağlıklı ömürler diliyorum…

 



Bu yazı 1712 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Ayten Dirier
12-11-2014 11:54:00

Başarılar Sibel... :)

YORUM YAZ



8 + 9 =

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI