Bugun...
Reklam
Reklam
KARDAN BAŞKENT


Sibel Unur Özdemir GÖNÜLLER SOHBETTE
sozdemir650@gmail.com.
 
 

KARDAN BAŞKENT

 

Evet, Ankara’ya kar yağıyor iki gündür. Ve ben 27.01.2012 tarihinde yazdığım bir yazıyı sizlerle paylaşarak biraz nostalji diyorum sabah sabah.

Buyurun 2012 yılında Başkentteki tabloyu hatırlamaya…

Başkent’e kar yağıyor yine. Günlerdir yağıyor lapa lapa, ince ince. Bazen de sulu sepken şekline bürünerek iniyor gökyüzünden yeryüzüne. Güzel mi güzel adeta raks ederek pencerenin önünden geçen taneler. Hiçbir işin olmayacak ki oturup da seyredeceksin dışarıyı. Hafiften bir müzik yayılacak odaya. Hayaller kuracaksın cama vuran her beyaz tanede. Kapılıp gideceksin gönlünün meltemine. Üşüyeceksin an olacak. An olacak bir yudum çayla ısınmaya çalışacaksın.

Manzara güzel. Alabildiğince göz kamaştırıcı. Seyretmesi doyumsuz. Gel gör ki erimeye başlayıp da şakır şakır aktığında kaldırım kenarlarından çamur rengindeki kirli sular ve sen dalıp çıkıp yürümeye çalışırken erimeye yüz tutmuş kar tabakasının üzerinde çok dikkatli davranman gerekir ki kayıp da düşmemek ve dahası yoldan geçen araçların sıçrattığı çirkef sulara maruz kalmamak için. Böylesi durumlarda değil midir karın bütün güzelliğinin silinmesi gözlerinin önünden. Çekilmez bir kâbusa dönüşmez mi o zaman mevsimlerden kış? Kara kış gerçek yüzünü göstermez mi ‘ben buradayım’ dercesine. Hele hele eksilere düştüğünde havanın nabzı buza çeker ya o şirin, beyaz, minik taneler. Kalıp kalıp buz kütlelerine dönüşür ya. İşte o vakit yürümek çile haline dönüşür. Yürümek değil de kaymak çok daha kolaydır değil mi böyle hallerde?

 

Bugün ise güne karla başladı Başkent. Gece hızını alamamış olacak ki kar gün boyunca yağdı, yağdı, yağdı ve yağmaya devam ediyor. Karlar altında bir Başkent bugünlerde topraklarında yaşayanları kucaklayan.

 

 Kar araçları yolları kürüyor zaman zaman. Ana arterler açılıyor. Yeterli mi? Değil elbet.

 

Ara sokaklar kar içinde alabildiğince. Sonra yollardaki karı küreyen o devasa araçlar kaldırım kenarlarına yığıyor tepecikler şekline dönüştürerek rengi grileşen buz haline gelmiş parçacıkları. Ara sıra sarı renkli iş elbiselerinin içinde birkaç görevli gözüküyor kaldırımların üzerinde. Ellerindeki aletle kaldırımlara yapışıp kalan buz kalıplarını kırmaya, temizlemeye çalışan. Bir iki görevliyle olacak gibi değil. Tabii hiç yoktan iyi. En azından yollara tuz dökülmüş mü diye asfaltı yalamak zorunda bırakılmıyor Ankara bu sene. Üstelik de sürücüler uyarılıyor lastiklerini kış şartlarına uygun hale getirmeleri için çocuğunu düşünen bir baba edasıyla. Kar lastikleri tamam. Zincir de takmış bazı araçlar. Ancak buzlu ara sokaklarda işe yarayan zincirler temizlenmiş anayollarda ne yazık ki aynı derecede randıman vermiyor, kırıveriyor dişlerini. Toplu taşım araçlarının kullanılması zorlukla ilerleyen trafikte seyri kolaylaştırabilir lakin insanların zamanında ulaşması gerek varılması gereken yerlere. Kardan adama dönüşmüş hanımlara, beylere rastlamak ne kadar da mümkün aracının üzerinde birikmiş karları temizlemeye ya da güç bela kar tepeciklerinin içinde yürümeye çalışırken.

 

Bir de üzülen çocuklar var karın yağmak için sömestr tatilini seçişine. Öyle ya okullar açıkken yağsaydı bunca kar, kar tatili de yapacaklardı ayrıca. Yine de neşelerinden bir şey kaybetmiş değiller. Kartopu oynarken, poşetlerin üzerine oturup kayarken, karın üzerinde yatıp da yüzlerine düşen kar tanelerinin altında ıslanmaya çalışırken.

 

Pencerenin önünden geçerken gözlerine takılan kar tanelerinin yürekte uyandırdığı hissiyatın kuyruğundan tutup da ilham perilerinin şarkıları eşliğinde kim bilir ne güzel eserlere imza atacak bir edip. Biri çıkacak “Her yerde kar var kalbim senin bu gece” diyecek. Öteki “Kar beyazdır ölüm ellerinden gülüm” diye seslenecek. Bir başka yürek “Gökten oynaya oynaya yağar kar tanesi / Düşer sessiz sessiz döne döne kar tanesi / Havalar çok ayaz çok ayaz çok ayaz üşüyorum.” diye hüzünlenecek. Derken “İncecikten bir kar yağacak ve tozacak elif elif diye.” Şairlerden bir Şair ise şöyle dile getirecek duygularını “Kar yağıyor karanlıklara / Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum / Kar.../  Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman ışıklar... /Ve şehir kör bir insan gibi kaldı /  Altında yağan karın.” Bir başka Şair ise “Karın yağdığını görünce / Kar tutan toprağı anlayacaksın / Toprakta bir karış karı görünce /Kar içinde yanan karı anlayacaksın” deyiverecek.

 

 Bir de acı gerçek var yürekleri sızlatan. Bu karda kışta, ayazda evsiz barksız, kimsesiz biçareler var sokaklarda yaşamaya çalışan. Yardım eli uzatılıyor mutlaka ama ulaşılabilirse. Allah yardımcıları olsun. Kimsenin zorda kalmaması en büyük dilektir bağrımızdan kopan.

 

Eski günlere doğru yolculuğa çıktığınızda hayal dünyanızda… Çocukluğunuzu yakaladığınızda… Hatırlar mısınız kapı önlerine dökülen soba küllerini, arabaların içine serpiştirilen talaşları?  Sonra buzda kaymaktan korusun diye ayakkabıların üzerine geçirilen erkek çoraplarını. Çatılardan sarkan buz saçaklarını. Eskiden kışlar bile daha farklıydı galiba. Günümüzdekinden çok daha çetin. Kaç zamandır yumuşak geçiyor kış buralarda. Kimi diyor küresel ısınma yüzünden kimi diyor ne ilgisi var. Herkes ne söylerse söylesin mevsim normalleri neyse yaşanacak olan o. Her mevsimin kendince bir başka güzelliği var. Çekilen onca çilesine karşın yine de güzel o taneciklerin yeryüzüne düşmesi.

 

Ben de soruyorum naçizane:

 

Beyaz bir gelinlik içindesin Ankara

İnat eder durursun salınarak

Evlenip gitmeyi  istemediğinden mi

Buz gibi soğuktur yüzün?

Ve sürekli olarak

Kinini kusarsın sokaklara beyaz beyaz

Acımaz mısın evsiz barksızlara

Kimedir nazın, niyazın?

Eksilere düşen hava sıcaklığı karşısında

Yoksa senin elinden de mi bir şey gelmez?

 



Bu yazı 1605 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



9 + 2 =

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANANLAR HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEM'DEN BAŞLIKLAR
YUKARI